İnsanlık gıda üretim ve tüketiminde fabrika ayarlarına geri dönmeli.
İnsanlığın tarih boyunca açlıkla mücadele ettiğini hepimiz biliyoruz. Bugün ise bambaşka bir mücadele veriyoruz. Market rafları her zamankinden daha dolu seçenekler her zamankinden daha fazla.
Ancak buna rağmen obezite, metabolik hastalıklar, sindirim problemleri, uyku bozuklukları ve bunun giib yaşam kalitesini etkileyen birçok sorun ülkemizde ve dünya genelinde müthiş bir hızla artıyor.
Her zaman dile getirdiğim gibi mesele karın doyurmak değil, hücreleri besleyebilmek. Binlerce yıl boyunca insanlar toprağın verdiğini, mevsimin sunduğunu, doğanın ürettiğini tüketti. Gıda sadece enerji kaynağı değil aynı zamanda sağlık, dayanıklılık ve yaşamın devamlılığıydı.
Bugün ise birçok ürün daha uzun raf ömrü,hızlı üretim,düşük maliyet, yüksek satış hedefleriyle şekilleniyor.
Elbette teknolojiye karşı değilim olmam da mümkün değil. Aksine teknoloji insanlığın en büyük kazanımlarından biri olarak daima görüyorum. Ama burda sorun teknoloji değil. Sorun ney biliyor musunuz ? teknolojinin bazen insan biyolojisinin önüne geçmesi.
Çünkü insan bedeni hâlâ binlerce yıl önceki temel çalışma prensipleriyle yaşıyor.Vücudumuz etiketi değil içeriği, reklamı değil besin değerini, görüntüyü değil biyolojik faydayı algılıyor.
En büyük gıda devrimi yeni bir ürün geliştirmekten önce,unutulan bazı temel gerçekleri yeniden hatırlamak mı olmalı?
Daha az israf, fazla kalite, fazla besin yoğunluğu, bilinçli üretim bilinçli tüketim. Yakın zamanda güçlü toplumlar çok gıda üretenler değil, bir önceki paylaşımımda bahsettiğim gibi insanlarını en sağlıklı şekilde besleyebilenler olacak.
Teknoloji ilerledi. Peki beslenme de gerçekten ilerlendi mi?