Uyumuyor değiliz aslında iyileşemiyoruz.
Gözlerimizi kapatıyoruz ama gerçekten dinlenemiyoruz.
Sabah uyanıyor ama enerjik değil tükenmişlik haliyle kalkıyoruz. Beynimiz bulanık, ruhumuz dağınık ve bunun adını koyamıyoruz. Yoğunuz yorgunuz galiba deyip, bir şeylere kafamız takık diyoruz…
Asıl mesele şu:
Vücudumuz uykuya geçiyor ama hücrelerimiz iyileşemiyor. Çünkü:
✓ Derin uyku süremiz azsa,
✓ Uyku hormonumuz (melatonin) dengeli değilse,
✓ Vücudumuz tamir moduna geçemiyorsa…
sadece zaman geçiriyor demektir.
Uyku sadece bir dinlenme biçimi değildir:
✓ Tüm organ sistemlerinin senkronize onarıldığı iyileşme mühendisliğidir.
✓ Hafızanın taşındığı,
✓ Bağışıklığın programlandığı,
✓ Hormonların sıfırlandığı bir biyolojik yeniden doğuş alanıdır.
Ve işin en çarpıcı noktası!
Kronik uykusuzluk, bağışıklık sistemini zayıflatır. Zihin bulanıklığına, depresyona, inflamasyona ve hatta diyabete dahi yol açabilir.
Vücut gece değil, gündüz hasta olur. Çünkü gece iyileşmesine izin verilmemiştir. Yani “Hastalık sadece bedensel değildir. Beden, gece vakti kendini onaramadıysa ona fırsat vermeyip, dinlenmeyip, iyi uyumayarak stresini boşaltmadıysak,bu eksiklik gündüz ortaya hastalık olarak çıkacaktır.”