Protein deyince neden hâlâ sadece kaslarımızı düşünüyoruz?
Aklımıza çoğunlukla spor, kas gelişimi ve fiziksel güç geliyor. Oysa bu konu çok daha büyük. Çünkü proteini oluşturan amino asitler, yalnızca kas dokusunun yapı taşları değildir.
Vücudumuz proteinleri amino asitlere parçalar ve bu amino asitleri çok farklı biyolojik süreçlerde kullanır. Bunların en dikkat çekici alanlarından biri de beyindir.
Örneğin;
• Triptofan, serotonin sentez yolunda öncüdür.
• Tirozin, dopamin ve noradrenalin sentezinde rol alan bir amino asittir.
• Glutamat, sinir sisteminde önemli bir nörotransmitterdir.
Dolayısıyla kaç gram protein tüketiyoruz? değil, tükettiğimiz proteinin amino asit profili nasıl?
Çünkü protein miktarı kadar proteinin kalitesi, amino asit bileşimi ve beslenmenin bütünü içerisindeki yeri de önem taşır. BÄKKER’i geliştirirken üzerinde durduğumuz temel konulardan biri oldu. BÄKKER’i yalnızca yüksek proteinli ürünler geliştiren bir çalışma olarak görmedik. Bizim için önemli olan ambalajın üzerine yüksek bir protein değeri yazabilmekten daha fazlasıydı. Proteinin arkasındaki amino asit profilini de anlamak ve ölçmek gerekiyordu. Bu nedenle çalışmalarımızda yalnızca toplam protein miktarına değil, ürünlerimizin amino asit profiline de laboratuvar analizleriyle bakıyoruz.
Çünkü yüksek proteinli gıdalara hiçbir zaman yalnızca sporcu ürünü olarak bakmıyorum. Çocuklardan yetişkinlere, aktif yaşam sürenlerden ileri yaş gruplarına kadar protein, günlük beslenmenin temel bileşenlerinden biridir.
Proteine bakışımızı değiştirmemiz gerekiyor. Protein yalnızca kas değildir.
İnsan biyolojisinin temel yapı taşlarından biridir. Ve yüksek proteinli gıdaların geleceğini konuşuyorsak, yalnızca miktarını değil, amino asit profilini de mutlak konuşmalıyız.
BÄKKER’de bizim yaklaşımımız, gramın ötesine bakmak.
Gıdanın gerçek hikâyesi, ambalajın üzerinde yazan protein gramından çok daha derindedir…