Birçok zaman özellikle bir şey yapmak için dışarı çıkıyorum. Caddeleri, sokakları, insanları izliyor ne yediğimizi değil, nasıl yaşadığımızı anlamaya çalışıyorum. Gördüğüm tablo beni düşündürüyor.
* Hızlı tüketim
* Sürekli atıştırma hali
* Hareketsizlik
* Aç olmadığımız halde yeme davranışı
Bir noktadan sonra şunu fark ettim. Bu görüntüleri çoğu kişinin bildiği ve duyduğu Amerika, Fransa sokaklarında görmüştüm.
Ama bugün fark ettiğim daha çarpıcı bir detay vardı:
* Genç yaşta bireylerde belirgin kilo artışı
* Hareketten uzak, ekran odaklı yaşam
* Ve en önemlisi bunun artık normal kabul edilmesi
Çok ciddi anlamda belirtmek istiyorum tehlike sessiz ilerliyor. Obezite bir anda oluşmaz.Yavaş yavaş, fark edilmeden, alışkanlıklarla büyür.
Bugün gördüğüm şey tam olarak buydu:
* Açlık değil, alışkanlıkla beslenme
* Beslenme değil, tüketim davranışı
* Doymak değil, sürekli yeme ihtiyacı
Dünyada obezite artık sadece bir sağlık sorunu değil, bir yaşam tarzı sonucu. Ve açık konuşmak gerekirse eğer bu şekilde devam edersek, Türkiye çok kısa süre içinde bu tablonun merkezinde yer alacak.
Asıl problem ne yediğimiz değil, nasıl düşündüğümüz.
Çünkü bugün birçok insan:
• Gerçek açlık ile duygusal açlığı ayırt edemiyor
• Enerji ihtiyacı ile alışkanlığı karıştırıyor
• Sağlık ile haz arasındaki dengeyi kaybediyor
Bana göre şu soruyu sormamız gerekiyor. Biz gerçekten aç mıyız, yoksa sadece alıştığımız için mi yiyoruz?
Gözlemim net. Türkiye’de gıda konusu artık sadece üretim, fiyat veya erişim değil…
* Davranış meselesi
* Farkındalık meselesi
* Gelecek meselesi
Ve belki de en kritik nokta bugün sokakta gördüğümüz her küçük alışkanlık,yarının büyük sağlık problemlerinin başlangıcı olabilir.
En tehlikeli şey, bunun artık kimseyi şaşırtmıyor olması ya da sorun kilo almak değil, kilo almanın normalleşmesi.