Laboratuvarlar… İçinde tüplerin, tabloların, formüllerin olduğu yerlerdir. Ama bazen orada bir çocuğun açlığı, bir hastanın çaresizliği, bir annenin gözyaşı da vardır gözle görünmese de.Çünkü bilim, sadece veriyle değil, yürekle de yapılır. Ben bir sosyolog değilim. Ama insan kontrolündeki dört büyük mutluluk kaynağının inanç, aile, arkadaşlar ve iş olduğuna inanıyorum. Ve bugün anlıyorum ki bu dört başlık, aslında her formülün temelini oluşturuyor. Gıda bilimiyle uğraşmak, yalnızca protein oranını artırmak, raf ömrünü uzatmak ya da bir ürünü pazara sunmak değildir. Asıl soru şudur: • Bu ürün neye iyi gelecek ? • Kime dokunacak ? • Kim bu ürün sayesinde biraz daha güçlü hissedecek ? Yapmış olduğumuz çalışmalarda sadece vitamin, lif, değer değil ihtiyaç umut ve iyilik de aradım. Çünkü : • Bazı insanlar doymak için yer, • Bazıları iyileşmek için, • Bazıları sadece alışveriş yapar, • Bazıları ise çocuğuna şifa arar. Ve işte o noktada, bilim sadece hesap değil, sorumluluktur. Ürün geliştirmek bazen • Sofraya oturamayan bir yaşlının ihtiyacını fark etmektir, • Alerjik bir çocuğun “yiyebildiği tek ekmeği” üretmektir, • Hastanede serumla beslenen bir insanın “bir yudumla hayata tutunmasını” hayal etmektir. Gıda sadece fiziksel temas değildir. Gıda, duygusal bir köprüdür. Ve bu köprü ya doğru kurulur ya da insanlıktan kopar. Bugün üretim yapan herkesin bir laboratuvar kadar kalbe, cetvel kadar vicdana ihtiyacı var. Çünkü gıda, sadece bugünü değil, geleceği de şekillendirir. Ve geleceği yalnızca etikle, anlayışla, duyarlılıkla kurabiliriz. Çünkü bazen bir formül, reçete değil hayattır.
İçinde tüplerin, tabloların, formüllerin olduğu yerlerdir. Ama bazen orada bir çocuğun açlığı, bir hastanın çaresizliği, bir annenin gözyaşı da vardır gözle görünmese de.Çünkü bilim, sadece veriyle değil, yürekle de yapılır.
Ben bir sosyolog değilim. Ama insan kontrolündeki dört büyük mutluluk kaynağının inanç, aile, arkadaşlar ve iş olduğuna inanıyorum. Ve bugün anlıyorum ki bu dört başlık, aslında her formülün temelini oluşturuyor. Gıda bilimiyle uğraşmak, yalnızca protein oranını artırmak, raf ömrünü uzatmak ya da bir ürünü pazara sunmak değildir.
Asıl soru şudur:
• Bu ürün neye iyi gelecek ?
• Kime dokunacak ?
• Kim bu ürün sayesinde biraz daha güçlü hissedecek ?
Yapmış olduğumuz çalışmalarda sadece vitamin, lif, değer değil ihtiyaç umut ve iyilik de aradım.
Çünkü :
• Bazı insanlar doymak için yer,
• Bazıları iyileşmek için,
• Bazıları sadece alışveriş yapar,
• Bazıları ise çocuğuna şifa arar. Ve işte o noktada, bilim sadece hesap değil, sorumluluktur.
Ürün geliştirmek bazen
• Sofraya oturamayan bir yaşlının ihtiyacını fark etmektir,
• Alerjik bir çocuğun “yiyebildiği tek ekmeği” üretmektir,
• Hastanede serumla beslenen bir insanın “bir yudumla hayata tutunmasını” hayal etmektir.
Gıda sadece fiziksel temas değildir. Gıda, duygusal bir köprüdür. Ve bu köprü ya doğru kurulur ya da insanlıktan kopar. Bugün üretim yapan herkesin bir laboratuvar kadar kalbe, cetvel kadar vicdana ihtiyacı var. Çünkü gıda, sadece bugünü değil, geleceği de şekillendirir. Ve geleceği yalnızca etikle, anlayışla, duyarlılıkla kurabiliriz.
Çünkü bazen bir formül, reçete değil hayattır.