Gerçek gıdaya ulaşmak giderek daha zor hale geliyor ve bu durum onu adeta bir ayrıcalık haline getiriyor. Sanayi tipi üretimin baskın olduğu bir dönemde, doğallığını koruyarak üretilmiş gıdalara erişim ne kadar zahmetli bir süreç haline geldi. İşlenmiş gıdaların, katkı maddelerinin ve endüstriyel tarımın hakim olduğu bir sistemde, tüketicinin karşısına çıkan ürünler çoğu zaman içeriği ve üretim süreci hakkında yeterli bilgi vermiyor.
Gıda endüstrisinde şeffaflık ve güvenilirlik, tüketici sağlığı açısından kritik öneme sahip. Ancak pazarlama stratejileri ve yanıltıcı etiketleme uygulamaları, tüketicinin doğru bilgiye ulaşmasını maalesef zorlaştırıyor. “Doğal”, “katkısız”, “organik” gibi terimler sıkça kullanılsa da, bunların arkasında gerçekten ne olduğu her zaman net değil. Ama neden ? bazen anlamakta güçlük çekiyorum.
Tüketicilerin bilinç seviyesine geldiğimizde, bu konuda iki farklı profil var. Bir grup tüketici, bilinçli tercihler yaparak gıdanın kaynağını sorguluyor, içerikleri inceliyor ve üretim süreçleri hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Bu kişiler, özellikle temiz etiket (clean label) sürdürülebilir üretim ve yerel gıda hareketlerine ilgi duyuyor. Ancak büyük kesim hala fiyat, kolay ulaşılabilirlik ve alışkanlıklarına göre seçim yapıyor. Gıda okuryazarlığının düşük olması ve zaman kısıtları, çoğu insanın içerik etiketlerini detaylı incelememesine neden oluyor.
Gıda sektörü insan sağlığını ve geleceğimizi doğrudan etkileyen alan. Ancak geldiğimiz noktada, ne yediğimizi tam olarak bilmeden tüketim yapıyoruz. Şeffaf olmayan üretim süreçleri yanıltıcı pazarlama taktikleri ve kâr odaklı endüstriyel tarım anlayışı, gerçek gıdayı zamanla adeta lüks hale getirdi. Bu gidişat sadece bireyleri değil, toplumu ve gelecek nesilleri de tehdit ettiği bilimsel bir gerçek.
Eğer önlem almazsak yarın sofralarımızda ne olacağını başkaları belirleyecek. Gıda politikalarından üretim standartlarına, denetim mekanizmalarından tüketici bilinçlendirme çalışmalarına kadar her alanda ciddi adımlar atılmalı. Bu sadece yetkililerin değil, hepimizin sorumluluğu. Toplum bizim, gelecek de bizim.
Şunu çok net ifade edebilirim şimdi harekete geçmezsek, geç olacak !!