Menü

Doğanın Unutulan Hazineleri ve Geleceğin Gıda İnovasyonu

Doğanın Unutulan Hazineleri ve Geleceğin Gıda İnovasyonu

Doğa bize binlerce seçenek sundu.

Dünyada yaklaşık 30.000 bitki türü yenilebilir kabul ediliyor. İnsanlık tarihi boyunca 6.000'den fazla bitki türü gıda amacıyla yetiştirildi. Ama bugün tablo çok farklı. Dünya bitkisel üretiminin yaklaşık %66'sını yalnızca 9 bitki türü oluşturuyor.

Daha da düşündürücü olan ise buğday, pirinç ve mısır tek başına dünyadaki günlük kalori tüketiminin %40'tan fazlasını karşılıyor. Bir tarafta doğanın sunduğu binlerce seçenek, diğer tarafta milyarlarca insanın beslenmesinin giderek daha sınırlı sayıda ürüne dayanması.

Bence bu rakamlar bize önemli bir şey anlatıyor. Gıda üretiminde inanılmaz bir teknolojik ilerleme sağladı. Verimi artırdık, üretimi ölçeklendirdik, yeni işleme teknolojileri geliştirdik. Gıdayı dünyanın bir ucundan diğerine taşıyabilecek sistemler kurduk.

Şimdi yapay zekâyı, biyoteknolojiyi ve yeni nesil üretim sistemlerini konuşuyoruz. Fakat bütün bu ilerlemenin yanında başka bir soruyu da düşünmemiz gerekiyor. Gıda teknolojimiz bu kadar çeşitlenirken, kullandığımız temel hammaddeler neden aynı ölçüde çeşitlenmedi?

Büyük gıda inovasyonlarından bazıları laboratuvarda sıfırdan icat edilmeyecek ki. Bugün yeterince değerlendirmediğimiz bitkilerden çıkacak.Yeni protein, lif kaynakları, farklı besin profilleri, yeni fonksiyonel bileşenler, yeni tatlar ve değişen tarımsal koşullara uyum sağlayabilecek yeni hammaddeler.

Burada mesele buğdayı, pirinci veya mısırı terk etmek değil.Mesele, birkaç temel ürüne yüklediğimiz büyük sorumluluğu daha geniş bir biyolojik çeşitlilikle paylaşabilmek.

Gıda sektöründe yıllardır yaptığım çalışmalar bana şunu düşündürüyor. Bazen inovasyon, olmayan bir şeyi icat etmek değildir. Zaten var olan ama henüz değerini yeterince fark etmediğimiz şeyi keşfetmektir.

← TÜM MAKALE İÇERİKLERİNE DÖN