Her şey bir avuç unla başladı….
Bir ekmek sadece karnı mı doyurmalıydı? Yoksa insanlara daha fazla protein, daha fazla değer ve daha fazla fayda mı sağlamalıydı?
Aslında bu soru yıllar sürecek bir yolculuğun başlangıcı oldu. Laboratuvarda geçen uzun günler hatta haftalar, defalarca değişen formüller, başarısız olan denemeler, yeniden başlayan çalışmalar. Ve her seferinde daha iyisini arama çabası…
Bu süreç dışarıdan göründüğü kadar kolay değildi.Bazen aylarca üzerinde çalıştığımız bir deneme istediğimiz sonucu vermedi. Bazen yorulduk, bazen omuzlarımız düştü, bazen umutlarımız kırıldı.
Ama vazgeçmek olmazdı. Çünkü hedefimiz yalnızca bir ürün geliştirmek değildi. İnsanların günlük yaşamlarına dokunarak daha fazla protein tüketmelerini kolaylaştırıp, üreticilere yeni fırsatlar sunacak ve unlu mamuller dünyasına farklı bir bakış açısı kazandıracak sistem oluşturmaktı.
Yıllar geçti tam 6 yıl sonra ortaya sadece bir karışım çıkmadı. Fikir, vizyon bir platform çıktı. Bugün birçok kişi bu paketin içindeki tozu görüyor. Ben ise o paketin içinde yılların emeğini, bilimi, araştırmayı, sabrı, vazgeçmediğim inancımı ve hayallerimi görüyorum.
Çünkü inovasyon bazen dev yatırımlarla değil, küçük bir tezgahın üzerinde yapılan ilk denemeyle başlıyor. Bazen tek bir soruyla, bazen ise bir avuç unla. BÄKKER’in hikayesi de tam olarak böyle başladı.