Menu

Vücudun Proteini Depolayamama Gerçeği ve Doğru Aminoasit Dengesi

Vücudun Proteini Depolayamama Gerçeği ve Doğru Aminoasit Dengesi

Vücut proteini depolayabilir mi ?

Karbonhidratın glikojen deposu, yağın yağ dokusu var. Peki proteinin?

Vücudumuzun protein deposu diye ayrılmış büyük bir rezerv tankı yok. İşte protein konusundaki en ilginç gerçeklerden biri burada başlıyor.

Aminoasitler sürekli değişen bir aminoasit havuzunun parçasıdır. Vücut bunları protein sentezinde ve başka metabolik süreçlerde kullanır; fazlasını ise yarın lazım olur diye ayrı bir protein deposuna doldurmaz. Bu bize çok önemli bir şeyi düşündürüyor:

Protein beslenmesinde yalnızca ne kadar? değil, hangi kaliteyle ve nasıl bir beslenme düzeni içinde? soruları da önemlidir. Kaslarımız elbette vücudun büyük protein rezervlerinden biridir. Ancak kas dokusunun temel görevi yedek protein deposu olmak değildir. Gerektiğinde vücut proteinleri parçalanabilir ve aminoasitler metabolizmaya katılabilir fakat bu, yağ dokusundaki enerji depolama mantığıyla aynı değildir.

Ve tam burada yüksek proteinli gıdalara bakışım başka bir noktaya geliyor. Amaç mümkün olan en yüksek rakamı etikete yazmak mı?

Yoksa günlük beslenme içerisinde tüketilebilen, aminoasit niteliği düşünülmüş ve gerçek bir gıda ürününe dönüştürülmüş protein kaynakları geliştirmek mi?

Burda ikinci soruyu çok daha değerli buluyorum. Çünkü protein teknolojisinin geleceğinin yalnızca “daha fazla protein” yarışından ibaret olmayacağını düşünüyorum.

Daha önce de dile getirdiğim gibi gelecekte protein kalitesini, aminoasit profilini, sindirilebilirliği, gıda matriksini ve tüketim biçimini birlikte konuşacak.

BÄKKER çalışmalarımızda proteine yalnızca bir sayı olarak bakmamamızın nedenlerinden biri de bu.

Nasıl yaptığımız? hangi teknolojik sistemi geliştirdiğimiz? Vücudun ihtiyacı yalnızca daha fazla protein değil, doğru proteini, doğru gıda sistemi içerisinde sunabilmektir.

← BACK TO ALL BLOG CONTENT