Menu

30 Gram Efsanesi ve Protein Metabolizmasının Biyolojik Gerçeği

30 Gram Efsanesi ve Protein Metabolizmasının Biyolojik Gerçeği

Vücut 30 gramdan fazla proteini gerçekten kullanamıyor mu?

Yıllardır protein konusunda sık duyduğum bir cümle var. Bir öğünde 25–30 gramdan fazla protein tüketmenin anlamı yok. Vücut fazlasını kullanamaz.

Peki gerçekten öyle mi? Bilim bize bundan daha karmaşık bir tablo gösteriyor. Öncelikle üç kavramı birbirinden ayırmamız gerekiyor.

* Proteinin sindirilmesi ve aminoasitlerin emilmesi.
* Aminoasitlerin vücutta kullanılması.
* Kas protein sentezinin uyarılması.

Bunlar aynı şey değil ve bence 30 gram tartışmasının en büyük problemi tam olarak burada başlıyor.

EMİLİM ≠ KAS PROTEİN SENTEZİ

Sindirim sistemimiz, bir öğünde protein miktarı belirli bir rakamı geçtiğinde kapısını kapatıp 30 grama ulaştım, gerisini almıyorum demez.

Tüketilen protein sindirilir aminoasitler ve küçük peptitler bağırsaktan emilir. Ancak emilen bütün aminoasitlerin kaderi kas dokusu olmak değildir. İşte çok önemli ayrım bu aminoasitler vücudumuzda kas ve diğer doku proteinlerinin sentezinde enzim ve çeşitli protein yapılarının üretiminde taşıma ve metabolik süreçlerde ve gerektiğinde enerji metabolizmasında kullanılabilir.

Fazla aminoasitler için de vücudumuzda ayrı bir “protein deposu” bulunmaz amino grupları uzaklaştırılabilir, azot büyük ölçüde üre döngüsü üzerinden atılır ve karbon iskeletleri farklı metabolik yollara katılabilir.

Dolayısıyla kas protein sentezi belirli bir noktada maksimum yanıta yaklaşabilir demek başka şeydir. Bu miktarın üzerindeki protein vücut tarafından kullanılamaz demek bambaşka şeydir.

Üstelik kas protein sentezi açısından bile herkese uygulanabilecek sihirli bir 30 gram sınırı yoktur. Vücut büyüklüğü, yaş, fiziksel aktivite, öğünün içeriği, protein kaynağı, protein kalitesi, tüketim zamanı ve toplam günlük protein alımı gibi birçok faktörden etkilenebilir.

Yani insan metabolizmasını tek bir rakama sıkıştırmak bana göre protein bilimini fazlasıyla basitleştirmek olur ve yüksek proteinli gıdalar üzerine yıllardır çalışırken beni asıl ilgilendiren nokta da burada başlıyor. Soru yalnızca kaç gram? olmamalı. Nasıl bir protein? aminoasit profili nasıl? sindirilebilirliği nasıl? hangi gıda matriksi içerisinde bulunuyor? günlük beslenmenin neresinde tüketiliyor? İşte protein biliminin gerçek resmi bütün bunları birlikte değerlendirdiğimizde ortaya çıkıyor.

BÄKKER’de protein konusuna yalnızca ambalajın üzerine yazılabilecek büyük bir rakam olarak bakmamamızın nedeni de bu.Protein gramını artırmak başka proteinin biyolojisini anlayarak bir gıda sistemi geliştirmek başka.

Ama şu bilimsel ayrımı artık çok daha yüksek sesle konuşmamız gerektiğini düşünüyorum 30 gramdan sonrası yok olmaz. Emilmek başka, kas protein sentezini uyarmak başka, vücudun aminoasitleri kullanması başka. Protein vücuda girdiğinde tek bir adrese gitmez.

Ve yüksek proteinli gıdaları değerlendirirken yapmamız gereken en büyük değişiklik budur. Proteini yalnızca gram olarak değil, biyolojik bir sistem olarak düşünmek.

← BACK TO ALL BLOG CONTENT