Bir avuç toprak düşünün. İçinde milyonlarca canlı, geçmişin izleri ve geleceğin tohumu var. Ama toprak konuşmaz. Çünkü onun dili sadece anlayana açıktır.
Toprak size hiç şöyle demiş midir ?
“Ben her şeyi saklarım. Sen ne ektiysen onu gösteririm.Ama bana ne vermediysen, senden onu da istemem.Yine de senden gizlemem. Aldığın her meyvenin tadı,verdiğin emeğin karşılığıdır.”
Bugün dijital tarım, sensörlü sulama sistemleri gibi konularda konuşuyoruz. Ama hâlâ bu ülkenin milyonlarca dönüm toprağında elleriyle üreten, güneşin altında ter döken insanlar var.
Çiftçimiz !
Ne zaman yağmur yağacağını bilmeden tohum eker. Havanın insafına, kuraklığın şefkatine, toprağın sabrına güvenir. Ama bir gün o tohum yeşerdiğinde, yüzündeki çizgiler bile gülümser. Çünkü o sadece ürün değil, umudu hasat etmiştir.
Toprak sadece çiftçiyi değil, üreticiyi, tüketiciyi, mühendisi, yöneticiyi, herkesi besler.
Galiba şunu unutmamak lazım. Toprağın sağlığı, bizim karakterimizin aynasıdır. Eğer toprağı yorarsak, biz de yorgun düşeriz. Toprağı hoyratça kullanırsak, bizim ürünlerimiz de bir süre sonra boşluk üretir. Bugün gıda, üretim, inovasyon konuşuyoruz. Ama hepsinin temeli şurada duruyor.
Toprağın sabrı ve insanın farkındalığı.Toprağa saygı, yalnızca çiftçinin işi değildir.
Şehirde yaşayan, marketten alışveriş yapan, gıdayı ambalajlı gören herkesin toprakla bir hesabı vardır.
Ya kıymetini biliriz, ya da geleceğimizin altında kalan bir çöküntüye dönüşür.
Hepimizin bildiği güzel bir atasözü vardır. “Görünen köy kılavuz istemez” Ben bugünkü mesajımı sadece bilgi değil, bir uyarı ve bir çağrı olarak bırakıyorum.
Toprak hâlâ çok sabırlı. Peki ya biz ?