Suyun hafızası vardır ve gıda, bu hafızayla büyür.
Bugün size su hakkında bir şey anlatmak istiyorum. Ama bu, bir baraj seviyesi, bir yağmur istatistiği değil. Bu gıdayla iç içe geçmiş bir hafızanın hikâyesi.
Hiç düşündünüz mü ? Su sadece akmaz su kaydeder.Neyi mi ? Kurak geçen yılları ekim yapılmadan geçen sezonları, tohumların filizlenemediği tarlaları, ve üretim hattında duraklayan makineleri.
Bir sebzenin raf ömrü sadece onun ambalajına değil, toprağında aldığı suya bağlıdır. Bir ekmeğin lezzeti, hamurun yoğrulduğu anda değil, buğdayın sulandığı günde şekillenir. Bir yiyeceğin, içeceğin kalitesi vitamin içeriğinden önce kullandığı suyun saflığıyla başlar.
Su sadece gıdanın hammaddesi değildir. Su gıdanın ruhudur. Bir üretim tesisinde enerji biter, ham madde gecikir her şey olabilir bunlar mümkün olan şeyler. Ama su eksikse gıda doğmaz. Tarla bekler, ürün bekler, hayat bekler. Ve biz bazen musluğu açarken sadece suyu görürüz. Oysa o damlanın içinde toprak, emek, mevsim, iklim ve umut birlikte akar.
Su hafızası olan bir kaynaktır ve hafızası olan her şey gibi, kötüye kullanılırsa unutur, iyi korunursa geleceği hatırlar.
Bugün bir tabakta gördüğümüz her gıda, belki yıllar önce toprağa düşen bir damlayla başladı. O damla şimdi bizlere şunu söylüyor olabilir.
“Ben sadece su değilim. Ben senin yarınınım.”