Menu

Makine Bakımından İnsan Performansına Endüstriyel Beslenmenin Geleceği

Makine Bakımından İnsan Performansına Endüstriyel Beslenmenin Geleceği

Makinelerin bakımını yapıyoruz peki makineleri çalıştıran insanların ?

Uzun yıllardır fabrikaların içerisindeyim. Bir fabrikada üretimin durmaması için her şey planlanır. Makinenin yağı kontrol edilir, enerji tüketimi ölçülür, bakım takvimi hazırlanır, arıza riski hesaplanır, üretim hattının verimliliği takip edilir.

Çünkü birkaç saatlik duruşun bile işletmeye maliyeti vardır. Ama aynı fabrikanın içinde bütün sistemi çalıştıran başka bir unsur daha vardır:

İnsan.

Vardiyalı çalışanlar…
Üretim personeli…
Teknisyenler…
Mühendisler…
Lojistik ekipleri…
Depo çalışanları ve gün boyunca fiziksel ve zihinsel performans göstermesi beklenen binlerce insan.

Peki onların çalışma günü içerisindeki beslenmesini ne kadar üretim sisteminin bir parçası olarak görüyoruz?

Çoğu işletmede yemek hâlâ yalnızca bir operasyon kalemi olarak değerlendiriliyor. Kaç kişi yemek yiyecek? menü ne olacak? porsiyon maliyeti ne kadar? Burada mesele çalışanlara daha fazla yemek vermek değil. Asıl olan konu öğünün enerji, protein, karbonhidrat, yağ, lif, sıvı ve genel besin dengesiyle yapılan işin koşullarına uygun düşünülmesi.

Çünkü masa başında çalışan biriyle yüksek fiziksel efor gerektiren bir işte çalışan kişinin çalışma koşulları aynı değil. Gece vardiyasıyla gündüz vardiyası da aynı değil. Sıcak ortam, uzun çalışma süresi ve fiziksel yük de tabloyu değiştirebilir.

Dolayısıyla endüstriyel yemek sistemlerinde yalnızca bugün ne yemek var? diye sormayıp, bugün burada nasıl bir iş yapılıyor? sorusunu da sormalıyız. Bence bu konu gıda sektörünün önünde çok büyük ve yeterince konuşulmayan bir alan. Çünkü bir fabrika yalnızca makinelerden oluşmaz ve üretkenlik yalnızca makine verimliliğiyle açıklanamaz.

Sanayinin en gelişmiş makinesi hâlâ insandır. Ama onun yakıtını çoğu zaman en son konuşuyoruz.

Ben fonksiyonel gıdanın geleceğini biraz da burada görüyorum. Spor salonından çıkıp fabrikaya, sahaya, vardiyaya ve gerçek hayatın içine girmek.

← BACK TO ALL BLOG CONTENT