Dünya yaşlanıyor. Peki gıdalarımız buna hazır mı?
Dünya nüfusunun yaşlanmasıyla ilgili WHO küresel yaşlanma verileri ve ESPEN geriatri beslenme rehberinin bazı verilerini incelerken rakamlar dikkatimi çekti.
Bugün dünyada 60 yaş ve üzerindeki insanların sayısı yaklaşık 1,1 milyar. 2050 yılında ise bu rakamın yaklaşık 2,1 milyara ulaşması bekleniyor.
Yani çok uzak olmayan bir gelecekte dünyadaki yaklaşık her 5 kişiden biri 60 yaşın üzerinde olacak.
Ama benim dikkatimi çeken asıl mesele nüfus değildi.
Gıdaydı !!!
Çünkü insan yaşlandıkça sadece takvim değişmiyor. Vücudun ihtiyaçları da değişiyor. Kas kütlesinin korunması daha önemli hale geliyor, protein kalitesi ve miktarı önem kazanıyor. Vitamin ve mineral yetersizliklerinin sonuçları daha kritik hale gelebiliyor.
Çiğneme, yutma, iştah ve sindirim gibi faktörler bile gıdanın nasıl tasarlanması gerektiğini değiştirebiliyor.
Ve tam burada aklıma şu düşünce geldi. Dünya yaşlanıyor ama gıda endüstrisi bu demografik dönüşüme ne kadar hazır?
On yıllardır ürünleri çocuklar için, gençler için, sporcular için, yoğun çalışan insanlar için tasarlıyoruz.
Ama önümüzdeki dönemin en büyük gıda inovasyonlarından biri bambaşka bir gruba yönelik olacak. Sağlıklı yaş almak isteyen milyarlarca insana. Üstelik mesele yalnızca daha fazla protein eklemek de değil.
Daha küçük porsiyonda daha yüksek besin yoğunluğu. Yeterli ve kaliteli protein, uygun tekstür, kolay tüketim, doğru vitamin ve mineral dengesi...
Ve hepsinden önemlisi insanın yalnızca daha uzun değil, daha güçlü ve bağımsız yaşayabilmesini destekleyen gıdalar. Şunu çok net görüyorum geleceğin gıda sektörünün en büyük pazarlarından biri bugün gözümüzün önünde sessizce büyüyor. Çünkü geleceğin tüketicisi sadece genç olmayacak, daha yaşlı olacak.
Gıda sektörünün önündeki yeni soru şu. İnsan ömrünü uzattık. Peki o uzun ömrü besleyecek gıdayı tasarladık mı?